Queen of fucking everything

May 31

İşte benim 2009 yılındaki halim…

May 30

Biz sevişmiyoruz.

Şimdi bir duralım. Çok farklı bir yerden başlayıp çok başka bir konuya gelip yine aynı yere döneceğim. Bu nedenle yazının tümünü okumak ne kadar karlı bilmiyorum.

Bir yere yerleşip ömrünün geri kalanının orada geçeceğini bilmek bana hep bunalımlı geldi. Yani şehirleri sevebilir ve bağlanabilirdim ama ömrümün sonuna kadar aynı yerde yaşamak? Bu düşünce aynı ülkede bile 5-10 seneden fazla yaşanır mı sorusuna kadar getirdi beni. Gönlüm istiyor ki 3’er 4’er sene başka başka ülkelerde yaşaya yaşaya bir yere koniyim. Sorarsınız şimdi “e diplomat olsaydın o zaman?” Hmf bunun için çok geç.

Türkiye’de son 1 yıldır hız kazanan olaylara bu hafta bir yenisi eklendi, malum uzun uzun ahkam kesmeye lüzum yok. Herkesin dilinde bir laf zaten.

Bunun üzerine aldı beni bir düşünce. 

“Çifte vatandaşlık alabilir miyim?”

“Toplamda 7 sene İngiltere’de çalışırsam ancak vatandaşlığa başvurma hakkına sahibim.”

“Bu dünyaya değil ama bu ülkeye bir çocuk doğurmak istemiyorum.”

Ama en önemli cümle şuydu:

“Ya onca ülkeyi gezip, dönüp dolaşıp durmak istediğimde, yaşanacak huzurlu bir ülke kalmazsa?”

Gidilir bu ülkeden çok büyük mesele değil. Ama dönememek? 

Böyle dramatik cümleler gibi gelse de hepsi, şu an içinde bulunduğumuz durum dramanın tam da üvertürü. 

Yani kısaca, bıktım herkesin birbirinden nefret etmesinden, saygısızlığından, sevgisizliğinden. Farkında mıyız bilmem ama bugün elinde bu gücü bulunduranlar yıllardır bizim birbirimize olan sevgisizliğimizle beslendi.

Çok uzakta değil baya yakınında sevişmek ahlaksızlık sayılıyor. Bu kadar derin bir sevgisizlik var. 

Yani belki Livaneli’nin şarkısındaki gibi “bir insanı sevmekle başlayacak her şey”.

Fransa seçimlerinde Sarkozy ortalarda fink atarken çok emindim.

“Boşuna umutlanmayın, o da tıpkı Tayyip gibi, onu sevmeyen çok olsa da yine o kazanacak”

Bunu söylediğimde Fransız arkadaşlarım ciddi tepki gösterdi, hatta sevgilim,

“İnsanların umudu var, böyle diyemezsin” dedi.

Marine Le Pen %20 oy aldı, aşırı sağ yükseldi ama onlar yine de bir noktada buluştular. Çoğunluk için gidişat iyi değildi ve değiştirebildiler.

Bizim artık kendimizden yana umudumuz yok, asgari müştereklerde buluşmak söz konusu bile olamaz. Birbirimize yabancılığımız öylesine büyük.

Neyse öf, bana dönülecek “cennet vatan” bırakın oğlum, fazla bir şey istemiyorum.

P.S. Onu geçin de 17 yaşıma dönüp ergen yazı da yazdım ya, yani asıl felaket orada. 

May 27

Hayat, Ren nehrinin yakınlarında yolundaymış. 

Bir Pazar şarkısı.

May 25
Bir yeri hemen evin gibi hissedebilmen için, solmak üzere olan pembe gülleri bir kavanoza koyman yeterli olabilir.
Londra, ilk ev.

Bir yeri hemen evin gibi hissedebilmen için, solmak üzere olan pembe gülleri bir kavanoza koyman yeterli olabilir.

Londra, ilk ev.

May 20

Bir Pazar şarkısı

Hava yine kapalı ve yağmurlu ondan bu şarkılar.

May 16
zibidil:

Çok doğru!

zibidil:

Çok doğru!

May 14

alecshao:

Pipilotti Rist - Gravity, Be My Friend, 2007 - audio/video installation

May 14
Greenwich 0° meridyeninde saatlerimizi ayarladık.
Hava çok bönkörmüşçesine parçalı güneşliydi.
Ve ben kendimi mutsuz edecek birkaç neden çoktan bulmuştum.
Bana rağmen, tepedeki çimenlikte sadece gökyüzü ve sadece sevgi vardı.
12 Mayıs 2012, Londra
İlgili şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=YQupg1YUUOQ

Greenwich 0° meridyeninde saatlerimizi ayarladık.

Hava çok bönkörmüşçesine parçalı güneşliydi.

Ve ben kendimi mutsuz edecek birkaç neden çoktan bulmuştum.

Bana rağmen, tepedeki çimenlikte sadece gökyüzü ve sadece sevgi vardı.

12 Mayıs 2012, Londra

İlgili şarkı için: http://www.youtube.com/watch?v=YQupg1YUUOQ

May 10
grizine:

“Man at the Crossroads”, Diego Rivera. 1933.
Rockefeller binasını en kötü New York’ta geçen romantik komedilerin buz patni sahnelerinden hatırlıyoruz. Birkaç on yıl önce bugün tam orada, bir sanat eseri sansüre uğramaktaydı: Nelson Rockefeller, #Picasso’nun işi var diye #Rivera’dan istediği, binanın ön cephesini kaplayan duvar resmini işçilere yıktırdı.
Para bazen istediğini elde eder. #Rockefeller’ın nefret ettiği, Lenin ve Troçki’nin portrelerinin bulunduğu resimden şimdi geriye sadece bir iki fotoğraf kaldı. Ve tabii Rivera’nın ünü.

grizine:

“Man at the Crossroads”, Diego Rivera. 1933.

Rockefeller binasını en kötü New York’ta geçen romantik komedilerin buz patni sahnelerinden hatırlıyoruz. Birkaç on yıl önce bugün tam orada, bir sanat eseri sansüre uğramaktaydı: Nelson Rockefeller, #Picasso’nun işi var diye #Rivera’dan istediği, binanın ön cephesini kaplayan duvar resmini işçilere yıktırdı.

Para bazen istediğini elde eder. #Rockefeller’ın nefret ettiği, Lenin ve Troçki’nin portrelerinin bulunduğu resimden şimdi geriye sadece bir iki fotoğraf kaldı. Ve tabii Rivera’nın ünü.

May 09

ruineshumaines:

Earth, a floating installation by Peter Callesen.

This installation was constructed of a huge round lamp (2,5 m in diameter) filled with helium, hovering about 40 m. above and old square, Gl.Torv, in the old centre of Copenhagen. To make it look like the EARTH I had made a cover on which I painted the motive of the earth as it would look seen from out of space. The EARTH was only visible when it was dark. During the day I took down the EARTH and attached behind a roof invisible for people on the ground.